Debian tabanlı sistemlerde ms standart yazı tiplerinin kullanılması ( ttf-mscorefonts )

İşimin küçük bir kısmında, sık sık olmasada farklı konu veya alanlarda döküman hazırlamaktayım. Yerine göre değişmekle birlikte, hazırladığım bu dökümanlarda zorunluluk olarak ms standart yazı tipleri ( arial, verdana vb. ) talep edilebiliyor.

Linux dağıtımlarında Microsoft standart fontları yüklü gelmemekte. Bugün ihtiyacım oldu ve kullandığım host üzerinde hazır bulunmadığından, paket deposundan indirirek kullanmaya başladım. Birilerinin ihtiyacı olabileceğini düşünerek, paylaşmaya karar verdim.

Kurulum son derece basit ve kısa. Paketi aşağıdaki adres üzerinden indirip, terminal ekranında yükleme komutunu vermeniz yeterli. Küçük bir not, belirttiğim adres sadece debian tabanlı sistemlerde kullanılabilecek pakete sahip. Farklı bir dağıtıma sahipseniz, bu paketi kullanamayacaksınız.

Bu paket içerisinde bulunan yazı tipleri aşağıdaki gibi, ( ttf-mscorefonts )

– andale mono

– arial black

– arial (bold, italic, bold italic)

– comic sans ms (bold)

– courier new (bold, italic, bold italic)

– georgia (bold, italic, bold italic)

– impact

– times new roman (bold, italic, bold italic)

– trebuchet (bold, italic, bold italic)

– verdana (bold, italic, bold italic)

– webdings

İndirme Adresi :

http://ftp.tr.debian.org/debian/pool/contrib/m/msttcorefonts/ttf-mscorefonts-installer_3.6_all.deb

Terminal ekranından indirmek isterseniz, adresin başına wget koymanız yeterli.

Paket kurulumu için aşağıdaki komutu terminal ekranında çalıştırabilirsiniz. Komutu paketin bulunduğu klasör içerisinde veya yol belirterek çalıştırmalısınız, aksi halde dosyanın bulunamadığına dair hata mesajı alınacaktır.

Terminal Komut :

dpkg -i ttf-mscorefonts-installer_3.6_all.deb

Son olarak komut çıktısında “ All done, no errors.” mesajını aldığınız takdirde, herhangi bir editör içerisinde yeni yazı tiplerini kullanmaya başlayabilirsiniz.

Microsoft 30 Ekim Time Zone güncellemesi yayınlandı. KB3192321

6 Eylül 2016 tarihinde yaz saati uygulamasının, her sene devam ettirileceğinin bildirilmesi ile birlikte, son olarak seçimlerde yaşadığımız saat karmaşası, sistem adminlerinin tekrar karşısına geldi. Sorumluluğumuzda bulunan sistemler,30 ekim geldiğinde 1 saat geri alınacağından, yeni maceralar bizi beklemekte.

Konu ile ilgili farklı blog ve portallar üzerinde script’ler paylaşılmış durumda. Windows tabanlı sistemler için, Microsoft ekim ayı içerisinde update yayınlayacağını duyurmuştu.

18.10.2016 itibari ile üretici güncellemeyi duyurdu. Windows 10 ve Windows Server 2016 için update daha önce yayınlanmış, wsus tarafında dağıtımını gerçekleştirebiliyorduk. Yeni yayınlanan standalone güncelleme, aşağıdaki işletim sistemlerini desteklemekte. KB3192321

Windows Server 2012 R2

Windows Server 2012

Windows 8.1

Windows Server 2008 R2 Service Pack1 (SP1)

Windows 7 SP1

Windows Server 2008 Service Pack 2 (SP2)

Windows Vista SP2

İşletim sistemi versiyonlarına göre indirme adresi ve güncelleme hakkında daha detaylı bilgi için referans adresten yararlanabilirsiniz.

https://support.microsoft.com/en-us/kb/3192321

ubuntu/xubuntu üzerinde chromium donma/kilitlenme sorunu

Ubuntu/Xubuntu üzerinde, uzun süredir chromium kullanıyorum. Son 2 aya kadar sorunsuz kullanırken, güncellemler ile birlikte fazla sekme açtığınız takdirde, işlemci/cpu kullanımı %90’ların üzerine çıkarak, mevcut host’u kitleme veya bir süre sonra donma sorunu yaşatmakta.

(Chromium 53-54 version)

Sorunun kaynağı ile ilgili farklı görüşler mevcut olmakla birlikte, hardware acceleration (donanım hızlandırma) özelliğini pasif hale getirerek testettiğimde, sorun çözüldüve eskisine oranla ciddi bir performans arttışı sağladı.

Bu seçeneği kapatmak isterseniz, aşağıdaki adımı uygulayıp, tarayıcıyı yeniden başlatmanız yeterli.

chrm01

chrm02

Hosted Hypervisor tercihi ve farklılıkları

Sanallaştırma platformaları veya diğer adı ile hypervisorler, uzun süredir hayatımızda. Hypervisor mimarilerinin bize sağladı faydalar, farklı bir yazının konusu olup, ayrıca bu yazıda bare metal hypervisor’lerden de bahsetmeceğim. Yazının konusu, hosted hypervisorler ve sık kullandığım Oracle Virtualbox. 🙂

Hosted hypervisoleri, bare metal hypervisorlerden ayıran en büyük fark, host işletim sistemine bağlılıkları olup, donanımı direk kullanamazlar. Kritik seviyedeki iş uygulamalarını koşturmak yerine, kısa süreli projeler veya lab ortamı için daha uygunlardır. Hosted hypervisorler, vmware workstation/fusion, parellels desktop, kvm , hyper-v client, virtualbox vb. olarak sıralanabilir. Yazamadığım birçok ürün mevcut, ancak belirttiğim ürünler kadar tanınırlık oranına sahip değiller veya kullanım oranları yüksek değil. Çözümler bir birinin benzeri olsada, ihtiyaçlara göre seçim yapmak zorunda kalabilirsiniz. Aktif kullandığım 3 ürün için, çok fazla detaya girmeden, kısaca birkaç +/- yönlendirinden bahsedeceğim.

Hyper-v client, ms işletim sistemlerinde, pro. ve üstü versiyonlara sahipseniz, ücretsiz olarak kullanabiliyorsunuz. Tabi kullanmak için ms windows 8 ve üstü versiyonları sahip olmanız gerekiyor. Disk yapısı olarak vhd/vhdx kullanılabiliyor, vmdk disk’e sahip bir vm var ise, convert sürecinden geçirmeniz gerekiyor, bazen bu zaman dilimi can sıkabiliyor. Ovf desteğinin bulunmamasıda, benim için ek bir dezavantaj. Tabi son dönemde yaşanan microsoft’un open source çözümlere karşı olan tutumu ile yakın zamanda bu özelliğinde geleceğini düşünüyorum. Ovf hakkında bilgi sahibi değilseniz, buradan bilgi alabilirsiniz. Vm işletim sistemi tarafında linux ve bsd distrolara desteğini gün geçtikçe arttırmakta. En önemli avantaj, hypervisor mimarinizde hyper-v server tercih ediyorsanız, gerekli güven ilişkileri sonrasında, kendi terminaliniz üzerinden hyper-v server’ları yönetmeniz mümkün.

Manage Remote Hyper-V Hosts with Hyper-V Manager

hyp_hyperv

VMware Workstation, kurumsal tarafta en fazla tercih edilen hosted hypervisor demek, sanırım yanlış olmayacaktır. Harici lisansa sahip olup, ek bir maliyeti mevcut anlamına geliyor. Endüstri standartlarına göre ovf tarafını ilk destekleyen çözüm. Konsol yönetimi fazlasıyla basit ve işletim desteği yelpazesi çok geniş. Windows ve Linux sistemler üzerine konumlandırılabiliyor. Vm disk tarafında, vmdk kullanıyor, elinizde vhd disk mevcut ise, convert sürecini beklemek zorundasınız. Tüm kullanıcıları kapsamamakla birlikte, network manager tarafını karmaşık bulan son kullanıcıların yorumlarını internet üzerinde görmekte mümkün. Ortamınızda hypervisor olarak tercihiniz esxi ise, hyper-v client’ta olduğu gibi, vmware workstation ile node’lara bağlanarak merkezi yönetim sağlayabilirsiniz.

VMware Workstation Manage Esxi Hosts

hyp_vmware

Virtualbox, hosted hypervisorler arasında en yaygın olan denilebilir. Sebebi, linux, os x , windows ve solaris platformalarında kullanılabiliyor olup, Türkçe dahil 24 farklı dil desteğinin bulunmasıdır. Oracle firmasının çatısı altında olup, bedelsiz ve open source dağıtılmaktadır. Kurulum, yönetim ve network yapılandırmasıda fazlasıyla basit. Disk olarak, vdi, vmdk ve vhd desteğinin olması, diğer çözümlere göre avantaj. Vm’leri tek bir pencere yerine, ayrı ayrı ekranlarda yönetmenin dezavantaj olduğunu düşünüyorum. Disk operasyonlarınında, sadece shell / cmd üzerinden yapılabiliyor olmasıda, yine eksik yönü diyebiliriz. Kaynak tüketimi son derece düşük. Diğer çözümlere göre, vm operasyonlarında veriminin daha yüksek olduğunu gördüm. Vm clone tarafı vmware ile birlikte virtualbox’ta da bulunmakta, sıkça kullanmak zorunda kalıyoruz. Yine usb device desteği her iki çözümde de bulunmakta. Virtualbox’ın bare matel hypervisor çözümü bulunmamakla birlikte, web tarafında yönetmekte mümkün.

Php Virtualbox – Web Manage

hyp_virtualbox

Burada fazla detaya girmeden, aktif kullandığım 3 çözüm için avantaj / dezavantaj bölümlerini paylaşmaya çalıştım. 3D desteği, link clone, seamless mode veya şuan aklıma gelmeyen birçok detaylı özelliği dikkate almadım. Yine bugün özellik olarak bulunan veya bulunmayan noktalar, ileri tarihlerde değişiklik gösterebilir. Paylaştığım bilgiler içerisinde hatalı veya eksik olduğunu düşündüğünüz noktalar var ise, benimle iletişime geçebilirsiniz.

Xubuntu Dosya Yöneticisini Değiştirme ( Thunar – Nautilus )

Grafiksel kullanıcı arayüzüne ( gui ) sahip işletim sistemlerinde en büyük kolaylıklardan biri, dosya/klasörler üzerinde yapılan işlemlerin, dosya yöneticisi ( file manager ) tarafında gerçekleştirilebiliyor olmasıdır. Açık kaynak kod’lu dağıtımlar tarafında, sistem yöneticileri olarak konsol üzerinde de bu işlemleri gerçekleştirebiliyoruz. Son kullanıcıların fazlası ile işlem adımlarını kısaltıp, süreci kolaylaştıran dosya yöneticilerinden thunar, xfce arayüzlü distrolar üzerinde varsayılan olarak gelmekte.

Daha öncede bahsettiğim gibi, dağıtım olarak ubuntu tabanlı xubuntu kullanmaktayım.Xubuntu kullanımında en can sıkıcı bölüm, file manager tarafında olmakta. Thunar, büyük boyutlu dosya transferleri veya birden fazla işlem adımını gerçekleştirdiğiniz durumlarda, sık sık hata vermekte veya dosyayı taşıdığınızı zannederken, aslında transferi tamamlamamakta. Farklı thunar versiyonları kullanmama rağmen, sonuç alamayınca, arayışa geçip, gnome masaüstülerinde de kullanılan, nautilus file manager kullanmaya karar verdim. Yaklaşık 1 yıldır kullanıyorum, stabilite ve performans açısından en ufak bir sorun yaşamadım.

Burada thunar yerine, varsayılan file manager olarak nautilus kullanımının nasıl gerçekleştirilebileceğinden bahsedeğim. İşlem adımları fazlası ile basit.

Öncelikle kullandığınız file manager ve versiyonunu, file manager / help tabı altından öğrenebilirsiniz.xfm1_thunar

Nautilus kurulumu için uygulama / software yöneticisini, kullanabilirsiniz.

xfm2_soft

Software altında, natuilus file manager olarak arttığınızda, size paket deposunda uygun eşleşmeleri listelemekte. Burada ek olarak, istediğiniz herhangi bir araç veya uygulamayı arayıp, kurulum yaparak, kullanıma başlayabilirsiniz.

xfm3_nautilus

xfm4_nautilus

Install butonuna basarak, uygulumayı kurmak istediğinizde, mevcut oturum parolanızı yazarak, kuruluma onay vermeniz gerekmekte.

xfm5_nautilus

Kurulum bittiğinde, xubuntu arama bölümüne, nautilus yazdığınız takdirde, kısayolu karşınıza çıkacaktır. Yeni file manager kullanıma hazır.

xfm6_nautilus

Sistemde nautilus kurulu olmasına rağmen, varsayılan file manager hala thunar. Değiştirmek için, preferred application’ı açarak, varsayılan file manager tabında, nautilus seçmeniz yeterli. Yine bu ekranda browser, mail client ve terminal seçimlerinide istediğiniz gibi düzenlemeniz mümkün.

xfm8_papp

xfm9_papp

xfm10_papp

Artık varsayılan file manager nautilus ve eski sorunlarınız geride kaldı. 🙂

Nautilus tarafında en sevdiğim özelliklerden biri de, sık kullandığım klasörlere erişimi kolaylaştırmak için, yer imi / bookmark olarak ekleyebilme. Yapmanız gereken sadece sık kullandığınız klasör içerisine girip, ctrl + D kısayolunu kullanmak. Aşağıda göründüğü gibi, sol tab’a istediğiniz klasörler eklenecektir.

xfm11_nautilus

Pfsense 2.3.1 kararlı sürüm yayınlandı

Pfsense, açık kaynak kodlu ve bedelsiz (en azından şimdilik) firewall çözümleri içerisinde, en yaygın olanı demek, sanırım yanlış olmaz. Küçük networklerden, 3000+ kullanıcıya kadar ulaşan ve large network olarak tabir ettiğimiz kurumlarda, gateway olarak konumlandırılmakta. Firewall özelliklerinin yanında, paket deposunda bulunan addonlar ile utm tarafına geçiş yapmanız mümkün. Aslında pfsense’in bu kadar sevilmesinin en temel sebepleri, hızlı kurulum, kolay yönetim ve sorun anında kaynak bulma kolaylığı diyebiliriz. Bana göre en zayıf yanı, addonlarının 3. kişiler tarafında yazılması ve bu durumun pfsense tarafında kararlılığı etkilemesi. Bugüne kadar karşılaştığım veya karşılaşılan sorunların büyük çoğunluğu addonlar tarafından gelmekte.

2.x versiyonlarının devamında, major değişiklik ile 2.3 versiyonu yayınlandı. Bu versiyonda, özellikle arayüz tarafına, ciddi anlamda emek verilmiş durumda. Ancak her yazılımda, major değişiklik sonrası yaşanan kararlılık (stabilite) sorunu, 2.3 tarafında da yaşandı. Bilerek veya bilmeyerek geçiş yapan kurumlarda, ciddi sorunlar ile karşılaşıldı. 2.1.5 veya 2.2.4-6 versiyonlarından, burada belirtilen paketleri kaldırmadan geçiş yapan kullanıcılar sorun yaşadılar. Şahsi tavsiyem, major versiyon geçişi yapılan çözümlerde, direk production ortamda kullanmak yerine, test lablarda kullanabilir veya kullanan sayısının artarak, mevcut hataların giderilmesini bekleyebilirisiniz.

2.3 versiyonunda yaşanan sorunlardan sonra, bugün (19.05.2016) itibari ile 2.3.1 versiyonu yayınlandı. Önceden gelen hatalar giderilip, güvenlik açıkları kapatılarak, open vpn ve openssl versiyonları güncellenmiş. Ayrıntılı listeye ulaşmak isterseniz, buradan erişebilirsiniz. Gelelim, 2.3.x versiyonları ile pfsense tarafında görsel ve kullanım açısından yapılan değişikliklere. Kullandıkça birçok irili, ufaklı yenilikten bahsetmek mümkün olacaktır, benim açımdan dikkat çekenleri, başlıklar halinde paylaşacağım.

Web Gui ;

2.3.1, bootstrap framework nimetlerinden fazlasıyla faydalanarak, yeni arayüzü ile karşımızda. Bootstrap ile pfsense web arayüzünün, mobil desteği de mevcut. Mobil cihazların bu kadar yoğun kullanıldığı dönemde, daha önce küçük işlemler dahi sorun olabiliyordu, artık bu sorun değil. Göstergeler (widget) tarafında daha önce 2 sütun olarak kullanabiliyorduk, artık sütun sayısını arttırarak, tek ekranda, daha fazla gösterge konumlandırabiliyoruz.

pf231dashboard

Firewall Rules ;

Rules tarafında, oluşturulan kuralların gruplanarak, renklendirilebilmesi, yönetim ve analiz tarafında daha rahat kullanım sağlamış. En alt veya en üst’e direk kural yazılabiliyor. Kuralların sürükle/bırak mantığı ile yer değiştirlmesi, yine ayrı bir güzellik. Bu özellik, ticari ürünlerde uzun süredir bulunuyor, kural sayınız arttıkça, pf tarafında faydasını daha fazla hissedersiniz. Oluşturduğunuz kural üzerinde, state, packets ve bytes değerlerini görebiliyorsunuz. En basit hali ile, fazla trafik yaratan kuralınızı direk tespit edebilirsiniz.

pf231rules1

pf231rules2

System Logs ;

Firewall log, summary view daha anlaşılır ve diyagramları düzenlenmiş.

pf231log1

Layer7 ;

Uygulama filtresi tarafında, 2.1.5 versiyonundan sonra, aşırı kaynak tüketiminin önüne geçememişlerdi. 2.3.x tarafında çözüm üretmek yerine, direk kaldırmayı tercih etmişler. Layer7 yerine snort kullanımını tavsiye edip, kaldırma sebeplerini anlatan yazıya, buradan ulaşabilirsiniz. Bugüne kadar, pfsense tarafında, en büyük eksikliklerden birinin, uygulama listesinin dar olmasıydı diyebiliriz. Gününümüzde gateway tarafında, genel network için, uygulama filtrelemesi kullanmadığınız takdirde, oluşturduğunuz filtrelemelerin çok da anlamı kalmıyor. Yeni bir senaryo yaparsak, pfsense community edition tarafında uygulama filtresi desteği kalkıp, getirecekleri yeni uygulama listesi ile ücretli çözüm üretebilirler, şimdilik sadece tahmin. 🙂

Pfsense 2.3 serisi, benim için fazlasıyla yeni. Kullanıp, yeni yönlerini gördükçe, blog üzerinde paylaşmaya devam edeceğim.

Geoip-bin ile, ip ve domainlerin ülkelerini öğrenme

İşiniz gereği, gün içinde çok fazla domain veya public ip ile karşılaşıp, çeşitli sepeblerden, sürekli hangi ülkelere ait olduklarını öğrenmeniz gerekebilir. Public adresin, hangi ülke ip bloğunda olduğu veya bir domain’in, hangi ülkede barındırıldığını öğrenmenin, birçok yöntemi mevcut. En yaygın kullanılan, maxmind.com, iplocation.net vb. siteler üzerinden sorgulama. Aşağıda benzer bir sorgulamanın sonucu mevcut.

iplocationnet1

İşletim sistemi olarak linux sürümlerinden birini sahipseniz, komut satırından geoiplookup ile public adreslerin, ülke bilgilerini öğrenebilirsiniz. Benim kullanacağım sistem xubuntu, diğer dağıtımlarda da benzer yöntem ile ilerleyebilirsiniz. Sorgulama için öncelikle geoip-bin paketinin kurulumunu yapmanız gerekiyor. Son derece küçük bir paket, yüklendikten sonra, direk kullanıma başlayabilirsinz.

xubuntu_geoiplookup1

xubuntu_geoiplookup2

Komutu çalıştırdığınızda, oturum parolanızı isteyecektir. Parola girişinden sonra, internet erişimi ve dns tarafında bir sorun yaşamazsanız, üstte ki mesajı almanız gerekir. Sorgulamaları altta bulunan örneklerdeki gibi, public adres veya domain ile yapmanız mümkün.

xubuntu_geoiplookup3

xubuntu_geoiplookup4

xubuntu_geoiplookup5

ssh ve telnet bağlantıları için, terminaliniz sürekli açık ve adres – ülke sorgulama ihtiyacınız var ise, geoiplookup işinizi görecektir.

Xubuntu Kurulum Adımları – 16.04 LTS ( Xenial Xerus )

Blog üzerindeki ilk paylaştığım yazının, severek kullandığım masaüstü dağıtımı, xubuntu üzerine olmasını istedim. Xubuntu, linux masaüstü dağıtımları arasında en yaygın olan ubuntunun, xfce arayüzü  kullanan hali. Sistem tarafında kararlı, basit xfce arayüzü ve az kaynak, çok iş felsefesinden dolayı tercih sebebim. Çok düşük kaynaklara sahip donanımlar üzerinde dahi, harika sonuçlar alabilirsiniz. Eğer benim gibi sade masaüstü arayüzlerinden hoşlanıyorsanız, sizin için yine doğru işletim sistemi diyebilirim.

Xubuntu tarafında sadece desktop versiyon mevcut olup, server versiyonu bulunmamakta. En yeni version 16.04 LTS ( Xenial Xerus ) ,torrent veya direk link ile indirilebiliyor. Lts, Long Term Support‘un kısaltılmışı ve uzun süreli destek anlamına gelip, bu süre 5 yıl ile sınırlı. Bu yönüyle lts sürümleri tercih etmek faydanıza olacaktır. Lts haricinde, ara sürümler mevcut, ancak destek süreleri 9 ay ile sınırlı. Eğer ara sürümlerde destek almaya devam etmek istiyorum derseniz, her zaman bir üst versiyona geçmeniz gerekir.  Ara sürümlerin avantajı ne derseniz, en güncel uygulama ve paket deposuna sahipler, tabi kararlılık açısında bu bir avantaj mıdır , tartışılır.

Xubuntu indirme adresi, http://xubuntu.org/getxubuntu

Kuruluma geçmeden önce, indirdiğiniz iso dosyasını, linux dağıtımlarda “startup disk creator” veya windows ortamında “rufus” ile usb bellek içerisine kopyalayabilirsiniz. Ek olarak, mevcut sisteminiz windows ise, harddisk üzerinde ayrı bir disk alanı açarak, 2 işletim sisteminide kullanabilirsiniz. Linux dağıtımlarında herhangi bir deneyiminiz yok ise, tavsiyem sanal olarak kurarak, tecrübe kazanmanız.

Kurulum son derece basit ve kısa sürede tamamlanmakta. İlk ekran dil olarak aşağıdaki gibi ingilizce gelmekte. F2 ile sistem, F3 ile klavye dilini değiştirebilirsiniz. İlk seçenekte, xubuntuyu deneyebilir veya ikinci seçenek, install xubuntu ile kuruluma geçebilirsiniz.

Sistem ve klavye için, istediğiniz dil seçimini aşağıdaki gibi yapabilirsiniz. Daha sonra dil seçeneklerini sistem üzerinde istediğiniz gibi düzenleyebilirsiniz.

Kur ekranındaki seçeneklerde, mevcut güncellemeler ve farklı kuruluşların sürücü, kodeklerinin yükleme iznini talep ediyorlar. Hem güncel işletim sistemi, kullandığınız donanıma ait ek sürücüler yüklenir, hem de kodekler ile ilgili ek kurulum yapmak zorunda kalmazsınız, tavsiyem her iki seçeneğide seçmeniz.

Disk yapılandırma ekranında, ne yaptığınızı bilmiyorsanız, ilerlemenizi tavsiye etmem. Aksi takdirde, veri kaybı yaşayabilirsiniz. Üstte de belirttiğim gibi, sanal ortamda test iyidir. 🙂

Diski sil ve xubuntu yükle : tüm verinizi silerek, sizin adınıza diskinizi yapılandırıp, kuruluma devam eder. Sadece xubuntu kullananacağım dediğiniz durumlarda kullanabilirsiniz.

Başka Bir şey veya doğru hali ile Diğer : Diski kendimiz yapılandırıyoruz. Eğer windows işletim sisteminiz mevcut ve iki işletim sistemini birlikte kullanacaksanız, bu seçenecek ile yola devam etmelisiniz. Bölümü belirlerken, disk formatını ext4 ve bağlama noktasını “/” seçmelisiniz. Aşağıdaki ekranları görüntüsünü referans alabilirsiniz.

xubuntu1604_disk1

Üstte alınan mesaj ile disk yapılandırmasını kaydetmek için onay vermeniz gerekmekte. Disk yapılandırmasının tamamlanması ile bölge, kullanılacak klavye dili ve kullanıcı oluşturma ekranları ile devam edebilirsiniz.

Kullanıcı oluşturma ekranında, “otomatik giriş yap” seçeneği ile parola sormadan sistemde oturum açılır. “Parola iste” seçeneğinde ise, her sistem açılışında, parolanız sorulur. İkinci seçeneği kullanmanız, güvenlik açısından daha doğru olacaktır.

xubuntu1604_15

Üstte gördüğünüz ekran, aslında xubuntu’yu net olarak anlatmakta. Bu ekranda, sistem kurulum süreci devam ederken, herhangi bir hata almadığınız takdirde, “kurulum tamamlandı” mesajını almanız gerekir.

xubunu1604_finish

Buraya kadar olan bölümde, xubuntu 16.04 LTS versiyonun kurulumunu anlattım. Daha önce linux distrolarından birini kullananlar için benzer, ilk kez tecrübe eden, özellikle windows kullanıcıları için biraz yabancı gelecektir. Ek bir nokta, windows disk bölümünü bozmadan kuran kullanıcılar, açılışta grub ekranı gelecektir, buradan istediğiniz işletim sistemini seçerek, sistemlerinizi kullanmaya devam edebilirsiniz.

Xubuntu ve açık kaynak kodlu sistemler hakkındaki acı-tatlı tecrübelerimi, diğer yazılarımda paylaşıyor olacağım.